Paylaşmak

Oca 26, 2007 uğur, yazı

Paylaşmak güzel bir şey. Eskilerin dedişi gibi Paylaştşkça artar . Tabi ki neyi paylaştığına göre değişir çocukluğumdan beri gözlemlediğim, güzel şeylerden çok kötü şeyleri paylaştığımızdır. Daha doğrusu paylaşılmaması gereken her şeyi paylaşıyoruz. Aslında buna paylaşmaktan daha çok bencillik diyebiliriz. Alış olmayan bir alış-veriş gibi karşımızdakine verdiğimiz genelde nefretimiz oluyor; Bunları al da hadi üzül bakalım! Nefretim ve öfkem seninle olsun!, Allah belanı versin!, Duraklarda EGO’suz/AKBİL’siz kalasın emi! vb. beddular ve temenniler, günümüzün en önemli ve en çok kullanılan diyalog (çoğu zaman monolog) cümleleri haline gelmiş.

Ben çocukken herkes birbirine selam verir, esenlik dolu günler dilerdi. Ya bizler hayata çok yabancılaştık ya da hayatı(lar)mızı gereğşinden fazla yabancılaştırdık. Herkesin fansız olduğu, herkesin birbirinden uzaklaştığı sancılı bir azman diliminin soluksuz kalmış yarış atları haline dönüşüyoruz artık. 1 ile 20 sene arasşnda değişen evlilik süreleri, dostunu, kardeşini, eşini, çocuğunu, annesini, babasını, bulduğu, bulabileceği, buldurabileceği herkesi öldürme olayları vs. Kıyamet alametleri gibi; kendimizi, insanlıksızmığı yitirdiğimizin işaretleri işte paylaştıklarımızın hepsi bunlar

Ben çocukken paraya ihtiyacı olanlar ve hatta dilenciler bile para isterken bin bir şekle girerken; artık kimin gerçekten paraya ihtiyacı olduşunu anlayamıyorsun. Bir yere ulaşmak için para isteyen birisini, ertesi gün yine aynı yerde aynı yere gitmek için yine para isterken görüyorsunuz. O ise seni fark ettişinde görmemezlikten geliyor. Paylaşılan senin, benim sömürülen duygularş ve görünmezlişimiz

Ben çocukken bayram günleri bütün komşularla birlikte tüm mahalle kapsayan geziler yapılırdı. şimdi ise mahalleye dönüşen apartmanlarda bayram sessizliği dolaşıyor. Artık çocuklar bayram şekeri toplamaktan, maytap patlatmaktan, küçük şerit şeklinde plastik mermisi olan tabancalarla o küçük plastik hedeflere vurmaktan vazgeçmiş; internet kafelerde sanal savaş ortamı sağlayan oyunların içinde sanal bir boyutta nefes almaya çalışıyorlar. Paylaşılan sadece sanal savaş takım ruhu ve sanallıktan çıkmış öldürme iç güdüsü.

Ben çocukken sadece ölümün ayırabileceği (bazı istisnalar hariç) evli çiftleri, artık ölümden çok açgözlülük, çiftler arası anlayışızlık yarışmaları vb eylemler ve eylemsiler ayırıyor. Evlenmek, çocukken oynadışımız evcilik oyunu kadar gerçeklişini, samimiyetini ve saflığını uzun süre koruyamıyor. Paylaşılan sadece şahitlerin önünde geçerliliği kısa bir süre olan mutlulukta ve hüzünde, sağlıkta ve hastalıkta ölünceye dek birlikte olma vaatleri. Ben çocukken adş yakan top olan ama birbirimiz hiçbir zaman yakmadığımız oyunlar vardı. şimdi ise çocuklar, ayarı ile oynanarak orijinaline çok yakınlaşan tabancalarla birbirlerini öldürüyor. Yeteri kadar paraları olmayınca da her türlü delici ve kesici araçlar yardımlarına koşuyor. Paylaşılan sadece birbirlerini önünde yatan cansız bedenleri.

Ben çocukken televizyondaki en ihtiraslı görüntüler Bizimkiler, Dallas, Yalan Rüzgar vb. dizi ve programlardaydı. Artık kaynanalar, gelinler, damatlar, hem cinsini savunur gibi yapıp enseye şaplak atan programlar var. Paylaşılan sadece insanların beyinlerini ve kalplerini silme mücadelesi ve beraberinde geleceğini düşündükleri para, pul, yat, kat vs. Oysa her gün yaptığımız şey değil mi paylaşmak: Nefes alıp vermek

Hoş muhabbetlerle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.