ömrüm… Neredeyse…

Bölüm “7: Asgari Günler”

Günlerden o gündü. Yaşanması gereken yarım bir gün. Yarım bir gün ama ömürden geçecek bir 6 ay  Evet, belki de tahmin etmişsinizdir; vatani borcum olan asgari günlerimi geçirmem gereken yer, çok kuzeyde bir yerde belirlenmişti. Sadece yarım güncük  demişlerdi. Ben de Eyvallah!  dedim

O kuzey kentine varmak biraz zorlu oldu. Otobüste her milletten ve ırktan, çeşit çeşit insan vardır. Mesela yanımdaki koltukta, geçmişten geldiğini söyleyen ve hala geçmişte kalmasına rağmen günümüze nail olabilen, elinde ingiliz telefon kulübesi maketi olan doktor görünümlü birisi oturuyordu. Diğer yolcuların çoğunda değişik kostümler vardı. Pelerinli olanlardan tutun da maskeli olanlara, otobüsün içi cıvıl cıvıl ve rengarenkti. öğrendiğime göre hepsi de kahraman olmak istiyormuş. Kimi radyasyonlu çay içmiş, kimi kendini hamam böceşine ısıttırmış falan filan

işin ilginç yanı otobüsteki herkesin, benimle aynı yere ve aynı asgari görevi yerine getirmek için gidiyor olmasıydı. O an iç dünyamdan bir ses kulaklarımda yankılandı: Herkes kahraman olmak istiyor; ya sen ?  Ya ben?

Ben aslında çok fazla bir şey olmak istemiyordum. Yani yiyecek daha çok fırın ekmeğim vardı zor günler için sakladığım. Belki o ekmekleri yedikten sonra soyadıma da yakışacağını düşündüğüm beş aslan gücü isteyebilirdim. Ama bu güç, kahraman olmam için yeterli olur mu olmaz m? bilemem

Neresinden bakarsam bakayım bu yolculuğun, hep yolu görüyordum. inadına bitmiyordu sanki bu yol. Bazen yavaşlıyor, bazen hızlanıyorduk. Bazen sağa sapıyorduk, bazen sola. Bir tek geriye dönmüyorduk. Yolcu için her zaman gitmek  fiili olmuştur; dönmek  fiili bekleyenler için ¦

Sonunda o kuzey kentine ulaşabilmiştik. Zaten eski tarihçilere göre buradan öteye yol yokmuş; dünyanın çıkmaz sokağı burasıymış ve sonrası uçurummuş. Burada, yanımızda eşyalarımız olmasına rağmen, hepimize yeni eşya verdiler. çok düşünceli insanlar. Yarım günlük asgari görevimiz boyunca kalmamız gereken yer bile hazırlanmış. içimden, Yarım gün için bu kadar zahmete ne gerek vardı ya hu  dedim. Bir duyan olmuş ki hemen yanımdan bir ses işittim: Bizim burada, yarım gün biraz uzun sürer! . Nereden çıktı bu adam, anlayamadım. Belli ki çok iyi kamufle olmuştu. Biraz daha yakından inceledi?ğimde, adamın üstünde bir sürü bukalemun gördüm. Dahice! Bundan, ben de istiyorum!  dedim, sağolsunlar, hemen bir takım verdiler. Bunun yanında şapıdık parmak arası terlik, uv filtreli kemik saplı güneş gözlüğü, üstü dikey altı yatak çubuk desenli pijama, haki renkli ropdöşambır, yine haki renkli clima-cool, %100 pamuklu fanila ve içlik, 7 etkili diş macunu, dil temizleyicisi de olan bir diş fırçası ve bir de kılıç kalkan verdiler. Kılıç  kalkan, yöresel bir oyun için mi?. Savunma amaçlı olarak, dut ağacından yapılmış kuru sıkı sapan verdiler. çakıl taşkarına, eğitimden sonra alaca??m?z? söylediler.

Asgari görevimi yapt???m yerde, o kuzey kentin ve di?er nice diyarlar?n yaramazlar?n? bir arada toplad?klar?, Usland?rma Merkezi vard?. Benim vazifem, bu merkezin giri?ini korumakt?. Bu vazifeyi, œE?er bu vazifeyi kabul ediyorsan, seçti?imiz tak?m ile irtibata geçip; en k?sa sürede yerlerinizi al?n. Yok benim i?im olmaz diyorsan, bu mesaj elinde patlas?n, gün yüzü göreme emi!  ?eklindeki yazan ve hangi ara cebime koyduklar?n? bilemedi?im bir not ile ö?rendim. Sonra di?er ceplerimi yoklarken kibrit kutusu buldum ve istemsiz olarak bir tane kibriti yak?p yerde gördü?üm fitili ate?ledim. Asl?na bakarsan?z bu pekiyi olmad?. çünkü o fitil, bütün çak?l ta?lar?n?n topland??? mühimmat deposuna ba?lanm?? bir patlay?c?n?nm??. Kibrit kutusunu, çakt?rmadan kuytu bir yere f?rlat?p oldu?um yerden uzakla?t?m hemen.

önceleri Usland?rma Merkezi ™nden çok korkuyordum. Acaba ne yaramazl?k yapt?lar da buraya kapat?ld?lar diye dü?ünüyordum. Ya bize de yaramazl?k yaparlarsa diye çok korkuyordum. Tamam, kabul ediyorum, benim de yaramazl?klar?m oldu ama buradakiler, biraz fazla yaramazm??. Zaten yaramad?klar? için buradaym??lar. Yararl? olabilmeleri için u?ra??yorlarm??. Ben de dua ettim dilimden, gönlümden geldi?ince: œAllah?m bizleri, yararl?lardan k?l ve bizleri, affet. Amin. 

Tak?mdaki arkada?lar?mdan birkaç? benden daha önce buraya gelmi?ti. Benden daha deneyimliydiler. Sizden iyi olmas?nlar, çok metin (yani sa?lam, dayan?kl?, güçlü) ve serdar (yani önder, öncü) arkada?lard?. Burada, bu asgari günlerimde çok yard?mc? oldular bana. Kulaklar? ç?nlas?n hepsinin de ¦

Asgari görevimizde bizlerden sorumlu olan ve komut vermesini çok seven, timsah k?yafetli birisi vard?. Gözleri, her zaman ya?l?yd?. Sonradan ö?rendi?ime göre bu durum için bir deyim varm??: timsah?n gözya?lar?. Bu deyim, timsahlar?n aç kald???nda yavrular?n? yemeleri ve akabinde yalandan döktükleri gözya?lar?ndan geliyormu?. Bu komut veren timsah k?yafetli adam?n pek bir ?ey yapt???n? görmedim. Genelde yeme?ini yer, ard?ndan hafif güne?li bir yere geçip a?z?n? olabildi?ince açard?. Sonra da birkaç ku? gelir, bu komut veren timsah k?yafetli adam?n di?leri aras?ndaki art?klar? temizlerdi ¦

Yar?m gün dedikleri bu asgari görev, bir türlü bitmiyordu. Say?labilecek sadece tek bir ?afak vard? ama bir türlü say?p bitiremedik bu ?afa??. Derler de inanmazd?m; me?ersem bu ?afak, hemen gelip geçsin diye çok u?ra??nca s?k???yormu?. Ak???na b?rakmak gerekiyormu?. Kabullenmesi zor oldu ama ö?rendik. œSab?r  kelimesinin yaz?ld???ndan daha güçlü anlam içerdi?ini ve œözlem  kelimesinin fakl? bir halini de ö?rendik bu asgari günlerde ¦

œAnlat anlat bitmez o günler  derler ama bitiyor. Yazacak, anlatacak çok ?ey var ama ömrümüzden geçen bu yar?m günü, gere?inden fazla uzatmaya da gerek yok. O günlerde, o asgari görevde, o yar?m günde, üzerimde eme?i olan herkese te?ekkür ederim ¦